Oyun, insanlık tarihi kadar eski ve süregelen aktivitelerden olduğu için toplumlarda her zaman önemli bir yer tutmuştur. Öyle ki M.Ö. 3000 yıllarına dayanan Antik Mısıra ait belgelerde mangala oyunu oynandığı tahmin edilmektedir. Mangala oyununun tarih sahnesindeki yerine farklı bir yönden bakıldığında Orta Asya’daki göçebe hayatın izlerini bünyesinde barındıran bu oyun Türk kültürüne özgü bir oyun olarak anılmaktadır. Saka, Hun, Göktürk ve Osmanlı dönemlerinde farklı oyun kuralları ile oynanarak günümüze kadar ulaştığı ifade edilebilen bu oyun farklı bölgelerde yüze yakın isimle oynandığı söylenebilir. Öyle ki Türk dünyasında tokuz korgool, eson korgol, kale, altıev, meneli taş, evcik, mereköçtü ve benzeri adlarla oynanmaktadır. Ayrıca oyunun isimleri “hareket ettirmek” anlamından türeyen “mankala” kelimesine dayandığı söylenebilir.

Mangala oyunu türü itibari ile zekâ oyunu özelliği taşıması nedeniyle bünyesinde stratejik hamle nitelikleri taşımaktadır. Başkaca, sokakta çukur kazarak, buzdolabı buzluk kabı kullanılarak ya da yumurta folluğu gibi şeylerle de oynanabilen mangala oyunu iki kişinin karşılıklı olarak oynadığı bir oyundur. Bu oyunda oyun tahtasında ya da alanında bulunan 12 küçük kuyuya (6 kuyu bir sporcunun 6 kuyu bir sporcunun) toplamda 48 taşın 4’er şekilde dağıtılması gerekmektedir. Her oyuncunun taşları toplayabileceği bir hazinesi bulunmaktadır. Oyundaki asıl amaç ise kişilerin söz konusu hazineye taşları toplamasıdır.

Dünya çapında bilinen ve oynanan bir oyun olan mangala oyunu internet alışverişlerinin evrensel seviyede tanınan pek çok sitesinde de satıldığı görülmektedir. Dahası çocukların bu kültür mirası oyundan habersiz ve de bilgisiz kalmaması gerektiği söylenebilir. Hatta bu amaçla olsa gerek Dede Korkut Hikâyeleri isimle çizgi filmin bazı kesitlerinde mangala oyunu hakkında kesitler sunulduğu görülmektedir.