vizyonumuz resim 1

Yağlı Güreş

Güreş, insanlık ile özdeş şekilde bugüne kadar var olduğu söylenebilir. Diğer bir ifadeyle hemen hemen her kültürün bünyesine nüfus etmiş dünyanın en eski sporlarından bir tanesidir. Öyle ki M.Ö. 13. yüzyılda Hiyung-Nu Türkeri’nde güreşin yaygın olarak yapıldığı bilinirken daha önceki tarihlerde yaşamış Koryak Türklerinin de süs eşyalarında güreş figürlerinin bulunduğu söylenebilir. Güreşin Türk kültür tarihinde büyük yeri olması nedeniyle Türklerin örflerine ve geleneklerine de girmiştir. Ayrıca çeşitli yörelerde farklı şekillerde yapılmış ve yapılmaktadır. Dahası, güreş Türkler için bir spor olmaktan öte gerek düğün gerek milli törenlerde düzenlenerek, kültür simgesi olarak görülmektedir.


Aba Güreşi

İskit, Saka, Uygur, Karahan, Moğol, Özbek, Kazak, Türkmenistan, Kırım, Çağatay, Gaziantep ve Antakya yörelerinde yaşayan Kızık Türklerince yapılan aba güreşi, güreş tarihine bakıldığında en eski güreş türlerinden biri olduğu ifade edilebilir. Aba güreşi sadece Anadolu’da kullanılan bir ifade olmakla beraber Asya Türk toplumları tarafından Uluttuk, Balban Küröş ve Çapan olarak adlandırılmaktadır. Öyle ki Türkiye de aba güreşlerinin, aşırtmalı ve kapışmalı aba güreşleri olarak iki farklı isimde adlandırıldığı söylebilir. Aşırtmalı aba güreşi Gaziantep ve civarında düzenlenirken kapışmalı aba güreşleri Eskişehir ve civarında düzenlendiği belirtilebilir.

vizyonumuz resim 1

Aba güreşi bünyesinde “aba”, “kuşak”, “şort” ve “köynek” motiflerini barındırmaktadır. Aba; kolsuz, omuz ve sırt bölgeleri deri ile kaplanmış, keçi kılı, deve tüyü ya da dövme yünden yapılan kalın kumaştır. Kuşak ise; güreşçinin göbek hizasında bağladığı yün, keten, kendir ya da pamuktan yapılan bir kumaştır. Şort; kıldan dokunan ve sporcunun diz üzerinden beline kadar giydiği elbise olarak tanımlanabilir. Son olarak ise aba güreşinde kullanılan “köynek”i abanın altına giyilen genellikle beyaz renkte yarım kol şeklindeki bir giyim unsuru olarak nitelendirilebilir.

Asya, Avrupa ve Afrika’da bulunan eski uygarlıkların yaptığı geleneksel güreşlerin aba güreşleri ile motifleri ile hiçbir şekilde benzerlik gözükmemektedir. Örneğin; Yunan güreşlerinde sporcular tamamen çıplak, Japonlarda ise sadece cinsel organlarını kapatan elbiseler giydikleri bilinmektedir. Fakat Türk toplumlarının neredeyse tamamın da uygulanış benzerlikleri içeren aba güreşlerinde güreşçiler, abanın yaka ve belinden tutarak güreş yaparlar. Rakibini yere atan, yere indiren güreşçi güreşi kazanır. Özellikle müsabakayı kaybeden güreşçinin üzerindeki abayı gelişi güzel fırlatması kesinlikle yasaktır. Böyle bir davranışta bulunan güreşçiler spor ahlakına aykırı harekette bulunması kanaati ile caza kuruluna sevk edilmektedir. Ayrıca aba güreşinde uygulanan teknikler judo sporunda ki tekniklerle benzerlik oluşturduğu ifade edilebilir.


vizyonumuz resim 1

Şalvar Güreşi

Şalvar güreşi oldukça köklü tarihe sahip ve eski geleneklere dayanan bir güreş türüdür. Öyle ki geleneksel güreşler arasında en köklü geçmişe sahip olduğu tahmin edilse de ilk olarak Tıva Türklerinde M.S. 9. Y.Y.’da rastlanılmıştır. Türk kültürünün öncüsü olarak kabul edilen Türkmenler tarafından 12. ve 13. yy. Anadolu’ya getirildiği tahmin edilen şalvar güreşi, Kırgızistan ve Türkmenistan’da da (Türkiye de özellikle Kahramanmaraş’ta düzenlenmektedir) organize edilmektedir. Ayrıca Moğolistan ve Kazakistan’da da şalvar güreşine benzer motifler içeren güreş çeşidi de olduğu söylenebilir.

Şalvar güreşi; adını giysisinden alan ve keçi kılından sağlamca dokuma, diz kapağı üstü şort uzunluğunda ki bir kıyafetle yapılan geleneksel bir güreştir. Türkiye’de şalvar güreşi iki farklı şekilde organize edilmektedir. Federasyonun ya da İl müdürlüklerinin tertiplediği resmi müsabakalar ve resmi müsabakaların dışında gerçek ya da tüzel kişiler tarafından düzenlenen müsabakalar şeklinde kategori edilmektedir.

Şalvar güreşleri, stil ve tarzlarıyla diğer geleneksel güreşlere oranla minder güreşine en yatkın güreş türlerinden biri olduğu söylenebilir. Ancak şalvar güreşinde tüm hareketler ayakta yapılmaktadır. Öyle ki söz konusu sporda uygulanan; tek paça, şalvar oyunu, dış çangal, deve bağlama, gıcırı bağlama, boşa kaldırma, garuğcak, aşırtma, eşek bağdası, yan çangal, boşa kaldırma vb. oyunların tamamı ayakta yapılmaktadır. Bu nedenle pehlivanın göbeği ya da dizleri yere değdiği zaman müsabaka tekrar ayakta başlamaktadır. Mücadelede yenilgi, rakibin oyunu ile pehlivanın göbeğinin gökyüzünü görmesiyle oluşmaktadır. Ayrıca müsabaka sonunda rakibini yenen pehlivanın, yendiği güreşçi tarafından en az iki kişi ile güreş yapmadan şalvarı çıkarması yasaklanmıştır.