Âşık oyunları özellikle Türk kültürünün köklü inançsal altyapısından beslenen bir ritüel olduğu söylenebilir. Bu oyun hayvanların bacaklarındaki eklemlerden çıkarılan kemik ile oynandığı bilinmektedir. Yapılan arkeolojik ve etnografik araştırmalara göre âşık kemiği kullanılarak oynanan oyunların hemen hemen tüm kültürler ile etkileşim geçirdiği söylenebilir. Öyle ki âşık kemiği kullanılarak oynanan oyunlar da hem coğrafi açıdan birbiriyle ilgisi / ilişkisi olmayan çok çeşitli kültürlerde görülen hem de geçmişi çok eskilere giden bir oyundur. Âşık kemiğinin bir oyunda kullanılmış olabileceğini gösteren ilk örneklerine, Konya Çatalhöyük’te, Neolitik Dönem tabakalarında ve Geç Hitit Dönemi krallıklarından Karkamış’ta (Gaziantep) rastlandığı söylenebilir. Ayrıca Kahramanmaraş’taki kazılarda âşıkların bulunduğu söylenebilir. Dahası Genç Hitit dönemine ait olduğu tespit edilen bir başka kabartmada da Kral Araras’ın çocuklarının âşık oynadıkları bilinmektedir. Sonraki dönemlerde, özellikle Yunan ve Roma dönemlerine ait yazılı belgelerde âşık oyunlarından ve kurallarından söz edilmiş, görsel sanat eserlerinde de âşık oyunu oynayanlar betimlenmiştir. Ayrıca kökleri Şamanlığa kadar uzanan âşık oyunları Türklerin yanı sıra başka milletlerde de görülmektedir. Ersevim, Dionisos-Zagreus MİT’inde, bebek Dionisos’un oyuncakları arasında âşık kemikleri de bulunduğunu belirtilmektedir. Bir yapı içerisinde, siyah ve beyaz renklerde, küçük boyutlu, yuvarlak biçimli çakıl taşlarıyla, koyun ve keçiye ait, bir kısmı işlenmiş, 129 adet âşık kemiği bir arada bulunmuştur.

Âşık oyunları Türklerin bütün Türk coğrafyasında asırlar boyu oynayarak Anadolu’ya getirdikleri bir oyun olduğu söylenebilir. Ayrıca âşık oyunlarına daha sık olarak Orta, Güney ve Doğu Anadolu bölgelerimizde rastlanmaktadır. Dahası Anadolu’da 1980’li yıllara kadar köy ve şehir merkezlerinde aktüel olarak oynanan âşık oyunları, halen Orta Asya’daki Kırgızistan, Türkmenistan gibi ülkelerde varlığını sürdürmekte olduğu söylenebilir. Âşık oyunları, zengin yâda fakir her ailenin sahip olabileceği bir oyun aracı olmasında dolayı, Anadolu’da pek çok yörede “âşık kemiği” ile oynanan oyunlara rastlanmaktadır.

Genelde en az iki kişinin oynadığı ayrıca farklı çeşitlerde oynanan oyunların genel ismi olan âşık oyununun, yoğunluklu olarak çocuklar ve genç erkekler tarafından oynandığı söylenebilir. Söz konusu oyun yaygın olarak çizilmiş daire içerisi de her oyuncunun eşit sayıda âşıklarını dizmesi ve oyuncuların eşit mesafeden daire içindeki âşıkları vurarak dışarıya çıkarmaya çalışması şeklinde oynanmaktadır fiziksel, psiko-motor, sosyal gelişime faydalı olduğu da söylenebilen âşık oyunlarına başlarken âşık atan şu sözü söyler: “Aş sakkaları teper tokuş değmeleri menim.” Bunu söylemenin sebebi; Aşığın, taşa, çöpe, ayağa değdiği zaman, karşı taraf aşığı almak için herhangi bir hak iddia etmemesidir. Ayrıca âşık oyunları oynanırken: alçı, bök, cik, çık, çulgur, kazak, mimik, saka, şökümek, tohan ifadelerinin kullanıldığı söylenebilir. Bugün Türk topluluklarında onlarca çeşit âşık oyunu icra edilmektedir. Öyle ki çız, kale, baş, talar, gızdiyh, sultan, dâire alşı oyunu, ompa, asıktı tigin oynav, tas kala, han, ketsin bir, han talamay, kumar, bes tas, köterispek, atbakıl gibi çeşitli isimlere oynandığı ifade edilebilir.

Dede Korkut kitabında, Dirse Han Oğlu Boğaç Han Boyu’nda, altı kişinin zor zapt ettiği boğa meydana salıverildiği sıra bile çocuklar âşık oynamaktan vazgeçemediği bir oyun olan âşık oyunları Anadolu’da üçtaş, beş taş dokuztaş isimleriyle ile yaygın olarak oynanan oyunların özünü da oluşturmaktadır. Dolayısıyla ortak bir kültürün mirası olarak görülen âşık oyunları günümüzde de varlığını sürdürmektedir.